-
Aramızdaki uyumsuzluk sonumuzu getirdi.
عدم التوافق قد أصابنا أخيراً
-
Bu uyumsuzluğun önemli bir göstergesidir.
هذا دليل قوى على عدم التوافق
-
Herneyse, sanırım sağduyulu. Bilmiyorum.
أعتقد أن هذا عدم توافق لا أعلم
-
Çok fazla bilgisayar oyunu oynuyorsun. Bu uyumsuzluğun önemli bir göstergesidir.
هذا دليل قوى على عدم التوافق
-
Bu uygunluğun güçlü simgesi.
هذا دليل قوى على عدم التوافق
-
derece Graftın alıcıyı reddi hastalığı var.
لديه عدم توافق خلايا المضيف من الدرجة الرابعة
-
Görevin istatistik bilgilerdeki tutarsızlıkları bulmak.
سيكون عملك هو مراجعة قوائم إحصائية وإيجاد عدم التوافق بينها
-
Evet, kötü pratik, kötüyü de ekledim ama asla kötü niyetli değil.
- هيي - سعيد بمُقَابَلَتك قلة الخبرة و عدم التوافق لكن,
-
Tüm mayıs - aralık ilişkileri küçük düşürücü şekilde biter.
جميع علاقات مايو-ديسمبر تنتهي بطريقة مهينة وعدم توافق جنسي
-
Biyolojik uyuşmazlık olsaydı, şimdiye ölmüş olurdun.
لو كان هناك أي عدم توافق حيوي كنت ستكونين ميتة